Türkiye'de kentsel dönüşüm denildiğinde en sık karşılaşılan mevzuatlardan biri 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanundur.
16 Mayıs 2012 tarihinde kabul edilen ve 31 Mayıs 2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6306 sayılı Kanun; afet riski altındaki alanlar ile bu alanların dışında bulunan riskli yapıların dönüştürülmesine ilişkin temel usul ve esasları düzenlemektedir. Kanunun temel amacı, afet riski bulunan alanlarda ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerinin oluşturulmasıdır.
6306 sayılı Kanun yalnızca bir binanın yıkılıp yeniden yapılmasını düzenleyen bir “bina yenileme kanunu” değildir. Riskli yapı tespiti, tahliye ve yıkım, maliklerin karar alma süreci, anlaşmayan maliklerin paylarının satışı, planlama yetkileri, taşınmazların değerlemesi, kira ve finansman destekleri ile bazı vergi ve harç uygulamaları gibi dönüşümün birçok aşamasını kapsar.
Bu nedenle Kanunun nasıl uygulandığının bilinmesi, kentsel dönüşüm sürecine girecek maliklerin haklarını ve karşılaşabilecekleri işlemleri anlamaları açısından önemlidir.
6306 Sayılı Kanunun Amacı Nedir?
Kanunun 1. maddesinde amaç; afet riski altındaki alanlar ile bu alanların dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri oluşturmak üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak tanımlanmaktadır.
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.
6306 sayılı Kanunun uygulanabilmesi için bir taşınmazın mutlaka büyük bir “kentsel dönüşüm alanı” içerisinde bulunması gerekmez. Tek bir apartman dahi gerekli teknik şartları taşıması halinde riskli yapı olarak tespit edilerek Kanun kapsamında dönüşüm sürecine girebilir.
Dolayısıyla 6306 uygulamaları hem alan bazında hem de yapı veya parsel bazında yürütülebilir.
6306 Sayılı Kanun Hangi Taşınmazları Kapsar?
6306 sayılı Kanunun uygulanmasında üç kavram özellikle önemlidir:
- Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında bulunan; ekonomik ömrünü tamamlamış veya yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığı bilimsel ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıdır.
- Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan ve Cumhurbaşkanınca riskli alan olarak kararlaştırılan alandır.
- Rezerv yapı alanı: 6306 sayılı Kanun kapsamındaki uygulamalarda kullanılmak üzere TOKİ'nin veya ilgili idarenin talebine bağlı olarak ya da resen Bakanlıkça belirlenen alanlardır.
Bu üç kavram birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Örneğin bir apartmanın riskli yapı olarak tespit edilmesi, bulunduğu mahallenin riskli alan ilan edildiği anlamına gelmez. Aynı şekilde bir bölgenin rezerv yapı alanı olması da oradaki bütün yapıların tek tek riskli yapı olarak tespit edildiği anlamına gelmez.
Bu ayrımların her biri farklı idari süreçler ve uygulama yöntemleri doğurabilir.
Riskli Yapı Tespiti 6306 Sayılı Kanuna Göre Nasıl Yapılır?
6306 sayılı Kanun kapsamındaki parsel bazlı dönüşümün en yaygın başlangıç noktası riskli yapı tespitidir.
Riskli yapı tespiti, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlara yaptırılır. Kanun, riskli yapı tespitinin öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından yaptırılmasını öngörmektedir. Başkanlık veya ilgili idare de belirli durumlarda tespiti resen yapabilir veya maliklerden tespit yaptırmasını isteyebilir.
Uygulamada bütün maliklerin birlikte hareket etmesi gerekmez. Kentsel Dönüşüm Başkanlığının güncel açıklamasına göre maliklerden birinin veya kanuni temsilcisinin başvurusu, riskli yapı tespitinin yaptırılması için yeterlidir.
Bu konu önemlidir; çünkü binadaki bir malikin risk tespiti yapılmasını istemesi durumunda diğer maliklerin “biz izin vermiyoruz” demesi tek başına riskli yapı tespitini engellemez.
Riskli Yapı Tespiti Yapıldıktan Sonra Ne Olur?
Hazırlanan riskli yapı tespit raporu ilgili idare tarafından mevzuata uygunluk bakımından incelenir.
Uygun bulunan riskli yapı tespiti tapu müdürlüğüne bildirilir. Güncel sistemde bildirim süreci yalnızca klasik posta tebligatı üzerinden yürütülmemektedir. Riskli yapı tespitine ilişkin tutanak yapıya asılır, maliklere e-Devlet üzerinden bildirim yapılır ve ilgili muhtarlıkta 15 gün süreyle ilan edilir. Muhtarlık ilanının son günü, işlem ilgililere tebliğ edilmiş sayılır.
Riskli yapı tespitine karşı yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından 15 gün içerisinde itiraz edilebilir. İtirazlar ilgili teknik heyet tarafından incelenerek karara bağlanır.
Riskli yapı tespitinin kesinleşmesiyle birlikte tahliye, yıkım ve yeni uygulamaya ilişkin süreç gündeme gelir.
Bu süreci daha ayrıntılı olarak ayrıca hazırlayacağımız “Riskli Yapı Nedir? Riskli Yapı Tespit ve Dönüşüm Süreci” rehberinde ele alacağız.
6306 Sayılı Kanuna Göre Riskli Yapının Yıkılması Zorunlu mudur?
Riskli yapı tespiti kesinleşen yapılarda Kanun tahliye ve yıkım sürecini düzenlemektedir.
Güncel Kanun hükmüne göre riskli yapıların yıktırılması için maliklere 90 günden fazla olmamak üzere süre verilir. Bu süre içerisinde yapının malik tarafından yıktırılmaması halinde, tahliye ve yıkım işlemleri idari makamlar tarafından gerçekleştirilebilir veya gerçekleştirilebilir hale gelir.
Tahliye ve yıkım bildirimleri de yapıya tutanak asılması, e-Devlet bildirimi ve muhtarlıkta 15 günlük ilan sistemi üzerinden yürütülmektedir.
Bununla birlikte riskli yapı açısından güçlendirme imkanının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Teknik olarak güçlendirilmesi mümkün olan yapılarda mevzuattaki koşulların sağlanması halinde güçlendirme seçeneği gündeme gelebilir.
Dolayısıyla riskli yapı tespit edilen her bina açısından çözüm modeli yalnızca ekonomik açıdan değil, yapının teknik özellikleri dikkate alınarak da değerlendirilmelidir.
Kentsel Dönüşüm İçin Bütün Maliklerin Onayı Gerekir mi?
6306 sayılı Kanuna ilişkin en fazla yanlış bilinen konulardan biri malik çoğunluğudur.
Güncel Kanunda, riskli alan ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya ada bazında; riskli yapılarda ise yapının bulunduğu parselde yeniden bina yapılması, parsellerin birleştirilmesi, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi ve benzeri uygulamalar konusunda hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar alınabilmektedir.
Buradaki “salt çoğunluk”, malik sayısının yarısından fazlası anlamına gelmez.
Esas olan arsa paylarının/hisselerin oranıdır.
Örneğin on malikin bulunduğu bir binada beş veya altı kişinin imza atması tek başına yeterli veya yetersiz olduğu anlamına gelmez. Karara katılan maliklerin toplam arsa paylarının salt çoğunluğu sağlayıp sağlamadığına bakılır.
Bu nedenle malik kararları hazırlanırken bağımsız bölüm sayısından ziyade tapu kayıtlarındaki arsa paylarının kontrol edilmesi gerekir.
Kentsel Dönüşümde Hâlâ Üçte İki Çoğunluk mu Gerekiyor?
Hayır.
6306 sayılı Kanunda uzun yıllar uygulanan üçte iki çoğunluk sistemi, 2023 yılında 7471 sayılı Kanun ile yapılan önemli değişikliklerden biri sonucunda salt çoğunluk esasına dönüştürülmüştür. Güncel Kanun metninde yeni uygulamalara ilişkin kararlar hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu üzerinden düzenlenmektedir.
Dolayısıyla internette halen bulunan “6306 kapsamında üçte iki çoğunluk gerekir” şeklindeki eski içerikler güncel mevzuatı yansıtmamaktadır.
Karara Katılmayan Malikin Payı Ne Olur?
Salt çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklerin bulunması dönüşüm sürecinin otomatik olarak sona ermesine neden olmaz.
Kanun, gerekli karar ve bildirim süreçlerinin tamamlanmasından sonra anlaşmayan maliklerin arsa paylarının satışına imkan tanımaktadır.
Karara katılmayan maliklere, salt çoğunlukla alınan karar ile anlaşma şartlarını içeren teklif veya teklifin incelenebileceği yer bildirilir. Güncel Kanun kapsamında bu bildirim noter aracılığıyla veya ilgili muhtarlıkta 15 gün süreyle ilan edilerek yapılabilir. Bildirimden itibaren öngörülen süre içerisinde teklifin kabul edilmemesi halinde arsa payı 6306 sayılı Kanun kapsamındaki satış prosedürüne konu olabilir.
Satış işlemi basit bir özel hukuk satışı değildir.
Arsa payının rayiç değeri idari süreç içerisinde tespit edilir ve Kanunda öngörülen usulle açık artırma yapılır. Riskli yapı, riskli alan ve rezerv yapı alanı uygulamalarında satışın sonraki aşamalarında farklı kurallar bulunabildiğinden her somut durum ayrıca incelenmelidir.
Bu süreci ayrıca “6306 Sayılı Kanunda Pay Satışı Nasıl Yapılır?” başlığı altında ayrıntılı olarak ele almak daha doğru olacaktır.
Müteahhitle Anlaşmak İçin Binanın Önce Yıkılması Gerekir mi?
Hayır.
6306 sayılı Kanun yeni uygulamaya ilişkin malik kararlarının yapı yıkılmadan önce de alınabilmesine imkan vermektedir.
Kanunun güncel 6. maddesinde; riskli yapılarda yapıların bulunduğu parsellerde, yapı yıktırılmadan önce dahi yeniden bina yaptırılması, parsellerin birleştirilmesi, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı gibi yöntemlerle değerlendirilmesi konusunda karar alınabileceği düzenlenmektedir.
Bu nedenle dönüşüm modelinin, müteahhit seçiminin ve temel sözleşme şartlarının yapının yıkılmasından önce değerlendirilmesi mümkündür.
Hatta uygulamada maliklerin geçici konut sürecine girmeden önce yeni projenin ekonomik ve teknik çerçevesini mümkün olduğunca belirlemiş olmaları önemli avantaj sağlayabilir.
6306 Sayılı Kanun Kapsamında Kira Yardımı Var mı?
Evet.
Kanun; anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi, kira yardımı ve belirli şartlarda yapım için yardım yapılabilmesine imkan tanımaktadır. Ayrıca Kanunda dönüşüm kapsamında kullanılacak bazı krediler için faiz desteği mekanizması da bulunmaktadır.
Ancak 6306 kapsamına girmek tek başına her kişinin otomatik olarak aynı miktarda kira yardımı alacağı anlamına gelmez.
Kimlerin yardım alabileceği, başvuru süresi, ikamet koşulları, gerekli belgeler ve güncel yardım tutarları ayrıca belirlenen uygulama esaslarına göre değerlendirilir.
Bu nedenle “Kentsel Dönüşüm Kira Yardımı 2026” konusunu ayrı ve güncel tutulan bir rehber olarak ele alacağız.
6306 Sayılı Kanunda Vergi ve Harç Avantajları Var mı?
Kanunun 7. maddesinde 6306 kapsamında gerçekleştirilecek belirli işlem ve uygulamalar bakımından çeşitli vergi, harç ve ücret istisnaları düzenlenmektedir.
Ayrıca gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerince riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde gerçekleştirilecek uygulamalarda, Kanunda belirtilen sınırlar dahilinde belediye harç ve ücretlerine ilişkin istisnalar bulunmaktadır.
Ancak “riskli yapı belgesi alındığında bütün vergiler ve harçlar otomatik olarak ortadan kalkar” şeklinde genel bir değerlendirme doğru değildir.
İşlemin türü, tarafları ve 6306 sayılı Kanun ile doğrudan bağlantısı önem taşır.
6306 Sayılı Kanun İmar Hakkını Artırır mı?
Hayır.
Bir yapının 6306 sayılı Kanun kapsamına girmesi tek başına emsal artışı, ilave kat veya daha fazla inşaat hakkı sağlamaz.
Yeni yapılacak yapının imar hakkı; yürürlükteki imar planı, plan notları, parsel koşulları, ilgili yönetmelikler ve varsa 6306 kapsamında hazırlanan özel plan kararları üzerinden belirlenir.
Bununla birlikte Kanun, riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parseller bakımından Bakanlığa önemli planlama yetkileri vermektedir. Bakanlık, bu alanlarda gerekli görülmesi halinde plan ve kentsel tasarım projeleri hazırlayabilir, hazırlatabilir ve onaylayabilir. Kanun kapsamında onaylanan imar ve parselasyon planları ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde 15 gün süreyle ilan edilmektedir.
Bu nedenle mevcut imar planı ile 6306 kapsamında yapılabilecek özel bir planlama işlemi birbirinden ayrılmalıdır.
Riskli veya Rezerv Alanlarda Yapılaşma Durdurulabilir mi?
Evet.
6306 sayılı Kanunun 4. maddesi, Başkanlık veya uygulamayı yürütmesi halinde TOKİ ya da ilgili idareye riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki imar ve yapılaşma işlemlerini iki yıl süreyle geçici olarak durdurabilme yetkisi vermektedir. Uygulamanın gerektirmesi halinde bu süre bir yıl daha uzatılabilir.
Bu düzenleme özellikle alan bazlı dönüşüm uygulamalarında önem taşır.
Dolayısıyla bir taşınmazın rezerv yapı alanı veya riskli alan sınırına girmesi, yalnızca yapıların yenilenmesi bakımından değil; ruhsat, planlama ve taşınmazın gelecekteki kullanım koşulları bakımından da sonuç doğurabilir.
6306 Sayılı Kanunun 6/A Maddesi Nedir?
Kanunun 6/A maddesi, normal riskli yapı sürecinden farklı olarak acil ve resen dönüşüm uygulanabilecek özel durumları düzenlemektedir.
Yıkılacak derecede riskli yapıların bulunduğu alanlarda; kendiliğinden çöken veya heyelan, su baskını, kaya düşmesi, yangın ve benzeri nedenlerle ağır hasar gören ya da ağır hasar görme riski bulunan yapıların yer aldığı alanlarda dönüşüm uygulamaları belirli şartlarla maliklerin muvafakati aranmaksızın Başkanlık tarafından resen gerçekleştirilebilir.
Bu nedenle kamuoyunda zaman zaman kullanılan “6306 kapsamında her yerde devlet doğrudan el koyup dönüşüm yapabilir” şeklindeki genelleme doğru değildir.
Kanunun olağan riskli yapı prosedürü ile 6/A kapsamındaki resen uygulama prosedürü birbirinden farklıdır.
6306 Sayılı Kanun Kapsamında Kamulaştırma Yapılabilir mi?
Belirli şartlarda evet.
Kanun, üzerindeki yapı yıkılmış taşınmazlarda maliklerin gerekli çoğunlukla anlaşamaması gibi belirli durumlarda Başkanlık, TOKİ veya ilgili idare tarafından acele kamulaştırma yoluna gidilebilmesine imkan tanımaktadır.
Ancak kamulaştırma, her kentsel dönüşüm uygulamasında otomatik olarak devreye giren bir işlem değildir.
Uygulamanın türü, taşınmazın bulunduğu alan, maliklerin anlaşma durumu ve işlemi yürüten kamu idaresi gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “kentsel dönüşümde kamulaştırma” ayrıca incelenmesi gereken kapsamlı bir konudur.
6306 Sayılı Kanuna Karşı Dava Açılabilir mi?
6306 sayılı Kanunun uygulanması sonucunda tesis edilen idari işlemler yargı denetimi dışı değildir.
Kanunda, bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında dava açılabileceği düzenlenmektedir.
Ancak riskli yapı tespitine yönelik teknik itiraz süresi gibi özel sürelerle idari işlemlere karşı dava açma süreleri birbirinden farklıdır.
Bu nedenle somut bir idari işlem bakımından süre hesabının işlem özelinde yapılması önem taşır.
6306 Sayılı Kanunda 2023 Yılında Ne Değişti?
6306 sayılı Kanunun bugünkü uygulamasını anlamak için 2023 yılında yapılan değişiklikler özellikle önemlidir.
7 Kasım 2023 tarihli 7471 sayılı Kanun ile Kentsel Dönüşüm Başkanlığının Kanundaki rolü güçlendirilmiş, malik kararlarındaki üçte iki çoğunluk sistemi salt çoğunluk sistemine dönüştürülmüş, tebligat yöntemlerinde değişiklik yapılmış ve rezerv yapı alanı tanımındaki “yeni yerleşim alanı olarak” ifadesi Kanun metninden çıkarılmıştır.
Bu değişiklikler nedeniyle 2023 öncesinde hazırlanmış birçok internet içeriğinde bulunan bilgiler günümüzde geçerliliğini tamamen veya kısmen kaybetmiştir.
6306 sayılı Kanun hakkında bilgi alınırken içeriğin hangi tarihli mevzuata göre hazırlandığına özellikle dikkat edilmelidir.
2026 Yılında 6306 Uygulamasında Ne Değişti?
2026 yılında doğrudan yeni bir “6306 Kanunu” çıkarılmadı; ancak Kanunun nasıl uygulanacağını düzenleyen 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde önemli değişiklikler yapıldı.
4 Şubat 2026 tarihli değişiklikle özellikle malik toplantıları ve pay satış süreçlerinde kullanılacak yeni belgeler sisteme eklendi. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Ek-12 Toplantı Bildirim Formu, toplantı tutanağı ve bilgilendirme notu ile Ek-13 Yeniden Satış Bildirim Formunu yayımladı.
Bu düzenlemeler özellikle salt çoğunluk kararının oluşturulması, karara katılmayan maliklere yapılacak bildirimler ve arsa payı satış prosedürü bakımından uygulamada önem taşımaktadır.
Dolayısıyla 2026 yılında yürütülecek bir 6306 sürecinde yalnızca Kanun metninin değil, güncel Uygulama Yönetmeliğinin ve Başkanlığın yayımladığı formların da dikkate alınması gerekir.
6306 Sayılı Kanun ile Kentsel Dönüşüm Aynı Şey midir?
Tam olarak değil.
6306 sayılı Kanun Türkiye'deki kentsel dönüşümün en önemli hukuki araçlarından biridir; ancak kentsel dönüşüm kavramı 6306 sayılı Kanundan daha geniştir.
Örneğin belediyelerin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi kapsamında gerçekleştirdiği Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanları farklı bir hukuki dayanağa sahiptir.
Bu nedenle bir bölge için “kentsel dönüşüm alanı” ifadesinin kullanılması, o alanın otomatik olarak 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan veya rezerv yapı alanı olduğu anlamına gelmez.
Bir dönüşüm projesi incelenirken önce hangi kanuna ve hangi idari karara dayanılarak yürütüldüğünün belirlenmesi gerekir.
6306 Sayılı Kanun Hakkında Sık Sorulan Sorular
6306 sayılı Kanun halk arasında “Kentsel Dönüşüm Kanunu” olarak mı bilinir?
Evet. Resmî adı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun olmakla birlikte uygulamada ve günlük kullanımda sıklıkla “Kentsel Dönüşüm Kanunu” olarak adlandırılmaktadır.
Bir kişi tek başına riskli yapı tespiti yaptırabilir mi?
Evet. Yapı maliklerinden biri veya kanuni temsilcisi riskli yapı tespiti yaptırabilir. Bütün maliklerin birlikte başvurması gerekmez.
6306 kapsamında karar için üçte iki çoğunluk gerekir mi?
Hayır. Güncel sistemde hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu esas alınmaktadır.
Kentsel dönüşüme girmeyen malikin evi doğrudan elinden alınır mı?
Hayır. Karara katılmayan maliklerin payları açısından Kanunda karar, bildirim, değer tespiti ve satış gibi belirli aşamalardan oluşan özel bir süreç öngörülmüştür.
6306 kapsamında yeni dairem eskisiyle aynı büyüklükte olmak zorunda mı?
Hayır. Yeni yapıda elde edilecek bağımsız bölüm; taşınmazın imar hakları, yeni proje, maliklerin arsa payları ve yapılan anlaşmaya göre belirlenir. 6306 sayılı Kanun eski dairenin metrekare olarak aynısının verilmesini otomatik olarak garanti etmez.
Riskli yapı tespiti yapılınca devlet binayı yapmak zorunda mı?
Hayır. Riskli yapı tespiti Kanun kapsamındaki dönüşüm sürecini başlatan işlemlerden biridir. Yeni yapının kim tarafından ve hangi ekonomik modelle yapılacağı ayrıca belirlenir.
6306 Sürecine Başlamadan Önce Neler Değerlendirilmelidir?
6306 sayılı Kanunun sağladığı prosedürler kentsel dönüşümün hukuki çerçevesini oluşturur. Ancak bir projenin başarılı olması yalnızca Kanundaki işlemlerin tamamlanmasına bağlı değildir.
Riskli yapı tespiti yapılmadan veya müteahhitle bağlayıcı bir sözleşme imzalanmadan önce parselin imar koşullarının, mülkiyet yapısının, arsa paylarının, mevcut yapı ve ruhsat durumunun, yeni proje potansiyelinin ve ekonomik fizibilitesinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle maliklerin önünde birden fazla yüklenici veya proje alternatifi bulunuyorsa, yalnızca teklif edilen metrekareler üzerinden karar verilmesi yanıltıcı olabilir.
Kentsel dönüşüm süreci doğru yönetildiğinde 6306 sayılı Kanun yalnızca riskli yapının yıkılması için kullanılan bir araç değil; taşınmazın daha güvenli ve uygulanabilir bir proje ile yeniden geliştirilmesini sağlayan kapsamlı bir uygulama mekanizmasıdır.
Kentsel Müşavirlik Olarak 6306 Süreçlerine Nasıl Yaklaşıyoruz?
Kentsel Müşavirlik olarak 6306 sayılı Kanun kapsamındaki dönüşüm süreçlerini yalnızca mevzuat prosedürlerinin takibi olarak değerlendirmiyoruz.
Taşınmazın mevcut durum ve imar analizinin yapılması, proje geliştirme ve fizibilite çalışmaları, malik süreçlerinin koordinasyonu, yüklenici tekliflerinin değerlendirilmesi, gerekli teknik dokümanların incelenmesi ve uygulama aşamasında saha takibi gibi çalışmaların birbirleriyle bağlantılı biçimde yürütülmesini önemsiyoruz.
Çünkü 6306 sayılı Kanun dönüşümün hukuki imkanlarını ve prosedürlerini belirler; taşınmaz için doğru dönüşüm modelinin geliştirilmesi ise teknik, ekonomik ve yönetsel değerlendirme gerektirir.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliğinde değildir. 6306 sayılı Kanun ve ilgili uygulama mevzuatı değişebildiği gibi her taşınmazın tapu, imar, mülkiyet ve yapı koşulları farklıdır. Somut işlemler güncel mevzuat ve taşınmazın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN: Mevzuat Bilgi Sistemi
6306 SAYILI KANUNUN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ: Mevzuat Bilgi Sistemi
Son güncelleme: Eylül 2026